
Giriş
Türkiye’de kök hücre tedavileri, hem hematopoetik nakiller alanında köklü bir geçmişe sahip hem de son yıllarda rejeneratif tıp ve hücresel tedaviler bağlamında hızla gelişen bir alana sahiptir. Bu tedaviler, yalnızca tedavi edici amaç taşımakla kalmayıp aynı zamanda bilimsel, etik ve kurumsal altyapı açılarından da önemli dönüşümler içermektedir.
Kök hücre ve hücresel tedavilerle ilgili Türkiye’nin gündemine giren konu başlıkları; özel hastanelerde uygulama, üniversitelerde araştırma‑eğitim, bağışçı koordinasyonu, mevzuat düzenlemeleri ve ulusal stratejilerin oluşturulmasıdır. Bu makalede Türkiye’de kök hücre tedavilerinin gelişimi; hukuki ve kurumsal altyapıdan başlayarak, uygulama aşamasına kadar olan süreç sistematik biçimde ele alınacaktır.
Hukuki ve Kurumsal Altyapı
Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK) ve Yönergeleri
Türkiye’de hematopoetik kök hücre bağışçısı ve alıcısı arasında koordinasyonun sağlanması amacıyla devlet düzeyinde kurulan yapı, Sağlık Bakanlığı çatısı altında “Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi (TÜRKÖK)” olarak faaliyet göstermektedir.
Bu merkez; kemik iliği ve kök hücre bağışı, tarama, uygun eşleşmenin sağlanması, donör‑alıcı eşleştirme ve veri güvenliği gibi kritik görevleri yürütmektedir. Yönergeler aracılığıyla merkezlerin çalışma usulleri, form ve veri yönetimi, bağışçı kabul‑ret ret kriterleri tanımlanmış hâle gelmiştir.Bu tür bir merkezi yapı, Türkiye’de kök hücre nakli alanını ulusal düzeyde standartlaştırma yönünde önemli bir adımdır. [1]
Mevzuat, Hücresel ve Gen Tedavileri Çerçevesi
Türkiye’de hücresel tedaviler ve gen terapileri alanındaki kurumsal düzenlemeler, üniversiteler ve araştırma kurumlarının çatısı altında da şekillenmektedir. Örneğin Sağlık Bilimleri Üniversitesi bünyesinde “Kök Hücre ve Gen Tedavileri Uygulama ve Araştırma Merkezi” yönetmeliği hazırlanmıştır.
Bu yönetmelik; merkezin amaç, kapsam, tanım, yönetim yapısı ve ulusal/uluslararası araştırma‑iş birliği yükümlülüklerini düzenlemektedir. Ayrıca, Türkiye’de hücre ve gen terapileri ürünlerinin tıbbi cihaz‑ilaç düzenlemeleri çerçevesinde “ileri tedavi tıbbi ürünleri” olarak tanımlanması ve ilgili mevzuatın uyarlanması süreci de bu çerçevede ilerlemektedir. [2]
Araştırma Kuruluşları ve Ulusal İş Birlikleri
Türkiye’de kök hücre alanında kurumsal kapasitenin artması, araştırma merkezleri ve iş birlikleri sayesinde mümkün olmaktadır. Örneğin, kök hücre ve gen tedavilerinin geliştirilmesi amacıyla kurulan üniversite merkezleri ve kamu kurumları; hücre üretimi, klinik araştırma, etik‑yasal mevzuat hazırlığı, ulusal ağların oluşturulması gibi alanlarda aktif rol almaktadır.
Örneğin Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) bünyesinde oluşturulan “Kök Hücre Çalışma Grubu” bu alanda düşünsel altyapı oluşturma yönünde bir örnek teşkil etmektedir. Ayrıca Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü bünyesindeki Hücre ve Gen Tedavileri Birimi, yerli üretim kapasitesinin artırılması ve ulusal/uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi hedefiyle çalışmaktadır. Bu yapıların varlığı, Türkiye’de yalnızca uygulama değil araştırma‑geliştirme boyutunun da önem kazandığını göstermektedir. [3]

Klinik Uygulamalarda İlk Adımlar
Türkiye’de kök hücre tedavilerinin klinik uygulamaya giriş süreci iki temel kulvarda ilerlemiştir:
- Hematopoetik kök hücre naklinin (HSCT) tıp pratiğine yerleşmesi,
- Daha sonra rejeneratif tıp ve mezenkimal kök hücre (MSC) uygulamalarının özel merkezler aracılığıyla gelişmesi.
Bu iki kulvar, Türkiye’de kök hücre tedavilerinin hem bilimsel hem de klinik altyapısını belirleyen ana eksenleri oluşturmuştur.
3.1. Hematopoetik Kök Hücre Nakli ve İlk Merkezler
Türkiye’de kök hücre tedavilerinin klinik tarihindeki ilk adım, doğal olarak hematopoetik kök hücre nakilleri (kemik iliği nakli) üzerinden atılmıştır. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de HSCT, kök hücre temelli tedavilerin en erken ve en köklü uygulaması olmuştur.
Türkiye’de İlk HSCT Uygulamaları
Türkiye’de ilk kemik iliği nakilleri 1980’li yılların ortalarında büyük üniversite hastanelerinde gerçekleştirilmeye başlanmıştır. İlk merkezlerin temel özellikleri şunlardı:
- Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
- Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (İbn-i Sina Hastanesi)
- İstanbul Üniversitesi Çapa ve Cerrahpaşa Tıp Fakülteleri
- Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi
Bu merkezlerde kurulan kemik iliği nakil üniteleri, bugün Türkiye’nin gelişmiş HSCT altyapısının temelini oluşturmuştur.
1990’lar ve 2000’lerde Kök Hücre Nakillerinin Yaygınlaşması
2000’li yıllarda Sağlık Bakanlığı’nın düzenlemeleri ve donör havuzunun genişlemesi ile birlikte:
- Yıllık nakil sayıları hızla arttı
- Her büyük şehirde HSCT merkezi kurulmaya başladı
- Pediatrik nakil merkezleri açıldı
- Allojenik ve otolog nakiller standartlaşmış protokoller hâline geldi
Bugün Türkiye, yıllık HSCT sayıları açısından Avrupa’nın en aktif ülkelerinden biridir.
TÜRKÖK’ün Etkisi
2014’te kurulan TÜRKÖK (Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezi):
- Donör sayısını artırdı
- Eşleşme sürelerini kısalttı
- Nakillerin koordinasyonunu ulusal bir sistem üzerinden standartlaştırdı
Bu yapı, Türkiye’de hematopoetik kök hücre tedavilerini klinik olarak olgunlaştıran en önemli kurumsal gelişme olmuştur.
3.2. Özel Kliniklerin ve Merkezlerin Rejeneratif Tıp / Kök Hücre Uygulamalarına Geçişi
Türkiye’de HSCT yıllardır “standart tıbbi tedavi” olarak uygulanırken, mezenkimal kök hücre (MSC) ve rejeneratif tıp uygulamaları özellikle 2010 sonrasında özel sektör ve üniversite iş birlikleriyle hız kazanmıştır.
Özel Merkezlerin Öncü Rolü
Türkiye’de rejeneratif tıp uygulamalarının yaygınlaşmasında özel hastaneler belirgin bir öncü rol oynamıştır.
Bu merkezler arasında dikkat çekenlerden biri:
Liv Hospital – Rejeneratif Tıp, Kök Hücre ve Genetik Araştırmalar Merkezi
(Liv Hospital – Future of Healthcare)
Liv Hospital, kök hücre tedavilerini Türkiye’de kurumsal çerçevede uygulayan ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini entegre eden ilk özel merkezlerden biridir. Merkezde:
- Mezenkimal kök hücre (MSC) uygulamaları
- PRP ve hücresel tedavi protokolleri
- Kordon kanı ve kemik iliği kaynaklı hücresel çalışmalar
- Genetik ve moleküler biyoloji analizleri
- Klinik araştırma altyapısı
kapsamında hizmet verilmektedir. Kurumun vizyonu “Future of Healthcare” (Sağlığın Geleceği) mottosu ile rejeneratif tıp, hücresel tedaviler ve biyoteknolojik uygulamaları bütüncül bir çatı altında sunmaktır.
2014 GETAT Yönetmeliğiyle Klinik Uygulamaların Resmiyet Kazanması
Türkiye’de özel kliniklerde:
- MSC uygulamaları
- Yağ dokusu kaynaklı SVF işlemleri
- Ortopedik rejeneratif enjeksiyonlar
- Estetik ve dermatolojik kök hücre prosedürleri
2014 GETAT yönetmeliği ile denetim altına alınmış, yalnızca yetkilendirilmiş merkezlerde uygulanabilir hâle gelmiştir. Böylece özel sektördeki uygulamalar bilimsel ve kurumsal bir çerçeveye oturmuştur.
Bugünkü Durum
Türkiye’de bugün:
- Çok sayıda özel hastane rejeneratif tıp merkezine sahiptir.
- Üniversiteler ile özel sektör arasında hücresel ürün geliştirme iş birlikleri gelişmektedir.
- GMP (İyi Üretim Uygulamaları) koşullarında hücre üretim tesisleri kurulmaktadır.
Bu gelişmeler, Türkiye’yi bölgesel bir “kök hücre ve rejeneratif tıp merkezi” olma yolunda güçlendirmektedir. [4]

Uygulama Yelpazesinin Genişlemesi
Türkiye’de kök hücre tedavileri, uzun süre yalnızca hematolojik hastalıklarla sınırlı kalmışken, son 10–15 yılda ortopedi, estetik ve bazı deneysel alanlara doğru genişlemiştir. Bu genişleme hem bilimsel araştırmalar hem de (özellikle özel merkezler aracılığıyla) klinik uygulamalar üzerinden ilerlemektedir.
Ortopedi, Kıkırdak ve Tendon Onarımında Kök Hücre Kullanımı
Ortopedi, Türkiye’de hematopoetik olmayan kök hücre uygulamalarının en görünür olduğu alanlardan biridir. Özellikle:
- Diz kıkırdak hasarı ve osteoartrit
- Menisküs lezyonları
- Tendon ve bağ yaralanmaları (örn. ön çapraz bağ, aşil, rotator cuff)
gibi durumlarda, mezenkimal kök hücre (MSC) temelli tedaviler “rejeneratif ortopedi” kavramı altında sunulmaktadır.
Kullanılan başlıca hücre kaynakları:
- Kemik iliği kökenli MSC (iliak kanattan aspirasyon)
- Yağ dokusu kökenli kök hücreler (liposuction ile alınan yağdan stromal vasküler fraksiyon / kültüre MSC)
- Bazı merkezlerde kök hücre + PRP kombine protokolleri
Türkiye’de çeşitli ortopedi ve spor cerrahisi kliniklerinin hasta bilgilendirme metinlerinde, dizde kök hücre tedavisinin kıkırdak hasarını azaltmaya, ağrıyı hafifletmeye ve fonksiyonu artırmaya yönelik “tamamlayıcı bir seçenek” olarak sunulduğu görülmektedir. Bu merkezler, kök hücrelerin kolajen sentezini, doku onarımını ve lokal anti-enflamatuar ortamı destekleyerek eklem biyolojisini olumlu etkileyebileceğini vurgular.[5]
Bilimsel açıdan bakıldığında:
- Erken faz klinik çalışmalar (Türkiye dâhil) diz osteoartritinde ağrı ve fonksiyon skorlarında iyileşme bildirmektedir.
- Ancak uzun dönem yapısal kıkırdak yenilenmesi, MR/arthroskopi korelasyonu ve büyük ölçekli randomize kontrollü çalışmalar hâlâ sınırlıdır.
Dolayısıyla ortopedi alanında kök hücre tedavileri, Türkiye’de yaygın uygulanan ama kanıt düzeyi endikasyona göre değişen bir rejeneratif seçenek olarak konumlanmıştır; çoğu rehberde halen “tamamlayıcı / deneysel” kategorisindedir.
Estetik, Plastik Cerrahi ve Yenileyici Uygulamalar
Türkiye’de kök hücre kavramının en hızlı “popülerleştiği” alanlardan biri de estetik ve kozmetik tıp olmuştur. Özellikle:
- Yüz gençleştirme (cilt kalitesini artırma, ince kırışıklıkların azaltılması)
- Saç dökülmesi tedavileri
- Yara izi ve akne skarı tedavisi
- Yağ enjeksiyonu ile kombine “yağ + kök hücre” uygulamaları
gibi işlemler, çeşitli estetik cerrahi ve dermatoloji klinikleri tarafından “kök hücre destekli” gençleştirme yöntemleri olarak pazarlanmaktadır.
Bu alanda yaygın yaklaşım:
- Hastadan yağ dokusu alınması,
- İşlemin bir kısmının “stromal vasküler fraksiyon” veya “kök hücrece zenginleştirilmiş yağ” olarak hazırlanması,
- Daha sonra yüz, boyun, el sırtı, saçlı deri gibi bölgelere enjeksiyonudur.
Bilimsel tablo ise oldukça karışıktır:
- Küçük hasta serilerinde cilt elastikiyeti, nem, ince kırışıklıklarda azalma gibi subjektif ve objektif iyileşme verileri bildirilmiştir.
- Ancak estetik amaçlı kök hücre uygulamalarında uzun dönem güvenlik, standart protokoller ve kontrollü çalışma eksikliği dikkat çekmektedir.
- Birçok ülke gibi Türkiye’de de reklam dilinde “kök hücre” ifadesinin abartılı kullanımına karşı regülasyon ve etik hassasiyetler tartışma konusudur.
- Bu yüzden estetik alanda kök hücre uygulamaları, bilimsel kanıtı sınırlı, pazarlaması güçlü bir alan olarak değerlendirilmekte; hastaların bilgi kirliliğine karşı özellikle uyarılması gerekmektedir.
Nörolojik, Kardiyovasküler ve Diğer Deneysel Alanlar
Türkiye’de bazı üniversite ve özel merkezler, global eğilime paralel olarak kök hücre tedavilerini daha kompleks alanlarda da araştırma veya “deneysel/klinik çalışma” çerçevesinde gündeme getirmektedir:
Nörolojik Alanlar
- Serebral palsi
- Travmatik beyin hasarı
- Omurilik yaralanmaları
- Multipl skleroz ve bazı nöroimmün hastalıklar
gibi durumlarda, Liv Hospital gibi merkezlerin bilgilendirme metinlerinde mezenkimal kök hücre ve türevlerinin deneysel / seçilmiş hasta gruplarında kullanıldığı belirtilmektedir.
Uluslararası literatür, bu alanlarda:
- Güvenlik açısından belirgin bir toksisite sorunu göstermemiş,
- Ancak fonksiyonel iyileşme için sonuçların heterojen ve çoğu zaman mütevazı olduğunu ortaya koymuştur.
- Özellikle inme ve ALS gibi hastalıklarda yüksek kaliteli RCT’ler hâlâ kısıtlıdır.
Kardiyovasküler ve Diğer Sistemik Hastalıklar
Türkiye’de ve dünyada MSC / mononükleer hücre uygulamaları şu alanlarda da denenmektedir:
- İskemik kalp hastalığı ve kalp yetmezliği
- Periferik arter hastalığı ve kritik ekstremite iskemi
- Diyabetik ayak, kronik yara
- Otoimmün hastalıklar (Crohn, skleroderma vb.)
Bu endikasyonlarda:
- Erken faz çalışmalarda bazı alt gruplarda umut verici sinyaller olsa da,
- Büyük ölçekli meta-analizler genellikle sınırlı ve değişken fayda bildirmektedir.
- Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ve benzeri otoriteler, bu tedavilerin çoğunu hâlâ “ileri düzey hücresel TEDAVİ ürünleri / klinik araştırma” kategorisinde değerlendirmektedir.
Durumun Özeti ve Sınırlamalar
Türkiye’de nörolojik, kardiyovasküler ve sistemik hastalıklarda kök hücre tedavileri:
- Çoğunlukla klinik araştırma, “merhamet kullanımı” veya “deneysel uygulama” çerçevesindedir.
- Etkinlik açısından net, rehber düzeyinde öneri yapacak yeterli kanıt henüz yoktur.
- Bu alanlarda, BTK/etik kurul onayı, Sağlık Bakanlığı izni ve hasta bilgilendirmesinin son derece şeffaf yürütülmesi gerekmektedir.
Kısaca: Ortopedi ve belirli estetik uygulamalarda kök hücre tedavileri Türkiye’de klinik pratiğe daha fazla entegre olmuşken; nörolojik ve kardiyovasküler alanlarda kök hücre kullanımı bilimsel olarak ilgi çekici fakat hâlen ağırlıklı olarak deneysel bir düzeydedir.
